Freelance SEO Danışmanı kimdir ? Ne iş yapar?

SEO uzmanlarının ve Dijital pazarlama uzmanlarının  arttığı bu yıllarda “Freelance” kavramı daha fazla önem kazanmaya başladı. Çünkü insanlar bir iş yerine bağlı çalışmak yerine evde de bu işleri yapabileceğini düşünüyordu. Bu düşünce yanlış bir düşünce değil tabi ki de ama getirdiği bir çok zorlukta yok değil.

seo-fikirleri

Öncelikle Freelance çalışmak nedir diye bir giriş yapalım isterseniz.

Tabii bundan önce Freelance SEO uzmanı – Freelance SEO danışmanı nedir ? Onu bir açıklayalım sonrasında uzun bir ekşi sözlük alıntısı sizi bekliyor olacak çünkü.

Freelancce SEO uzmanı bir firmaya bağlı kalmadan tamamen kendi başına part time projeler yada proje başı ücretlendirilmek suretiyle çalışan SEO uzmanı olarak adlandırabiliriz kısaca.  Bir ajans bünyesinde çalışmayı istemeyen kendi işinde uzmanlaşmış bir uzman ufak bütçeli projeleriniz için idealdir.

İstanbul’da ki bazı seo uzmanlarını Linkedin listelemiş bilgi edinmeniz adına: Tıkla

 

Ekşi sözlükteki anekdotlardan en çok beğendiğim şu şekilde açıklıyor ;

serbest calismaya, kendinin patronu olmaya, home office olayina heves edenler icin nasihatlar silsilesi.

once gerceklerle yuzlestirerek goz korkutalim:

1: freelance calismak 9-5 hayati bakis acisindan goruldugu kadar kolay ve rahat degildir —

– kendinin patronu olmanin ayni zamanda kendinin sekreteri, satiscisi, tahsildari, ofis boyu olmak da anlamina geldigi genelde ya bilinmez veya hafife alinir.

– ayni isi maasli yapanlarin cogundan daha bilgili ve (kalite ve/veya isi hizlandiran pu$tluklar babinda) daha becerikli olmak bir onkosuldur. yoksa isi neden disariya yani size yaptirsinlar ustune para versinler, degil mi?

– sabah erken kalkma mecburiyeti olmamasi mutemadiyen saat 11-13 gibi kalkilabildigi anlamina gelmez. servise yetismek icin 6-7 gibi kalkmak gerekmese de genelde musterileriniz saat 9’da isbasi yapmaktadir, saat 10:30’da uykulu bir sesle telefonu acmak kadar “unprofessional” intiba birakan hareket az bulunur.

– arkanizdan toplayan sekreteriniz, calismaniz icin baski yapan bir mudur/patronunuz olmadigi icin dagilmak ve isten kopmak pek kolaydir. insanin kendine disiplin uygulamasi da zordur, cunku kayiririz hep kendimizi (buna kendini kandirmak da deniyor). bu soruna standart bir cozum maalesef yok, herkes kendi ayri yontemini bulmak durumunda.

– agzi az-cok laf yapamayan ve diplomatik davranamayan, kolay sinirlenip ustune belli de eden veya tam tersi cok yumusak basli olan kisiler serbest calisirken epey aci cekerler, bunu buraya bastan yazayim bir kenarda bulunsun.
(mini not: kendini mulayim zannedenlerin bir kismi ucuncu toplantida iclerinde yatan aslani aniden kesfedebilirler, boyle bir olasilik mevzubahistir, yasanmistir)

– bilindigi uzere bir is guvencesi bulunmuyor, iyi para kazandiginiz zamanlarda her daim kazanmayacaginiz zamanlari hesaba katmaniz gerekiyor. unutmayin her aybasi maas gibi bir garantiniz yok, yol harcirahindan telefon giderine, istege bagli sigortasindan upgrade bedeline hepsi cep turizm. kendi patronu olmanin bir yan etkisi iste.

2: islerin icerigi musteri ile yuzyuze gelindiginde degisir —

– tum isi kendi basiniza yaptiginiz icin bir is bolumu cogu zaman yoktur (ortak proje degilse). yani satisci gibi davranip dunyalari soz veremezsiniz, cunku bunlari gerceklestirmek durumunda olan kisi de bizzat sizsiniz.

– size paslanan isler cogunlukla pasi veren firmalarin kendi bunyelerinde cozemedikleri zor/pis islerdir, yine huylaridir cogunlukla yumurta gote dayanmadan da aramazlar. yani zor isleri kisitli zamanda yetistirmeniz gerekir, ve isi yetistirememek -eger musteri bulmaya devam etmek istiyorsaniz- opsiyonlar arasinda yer almaz. proje icin sabahlamak sabaha kadar sozluk gezmeye benzemez.

– islerde sureklilik cok onemlidir. her aldiginiz is icin isminizi ve sohretinizi ortaya koyarsiniz, asla ve asla aldiginiz isi yetistirmezlik etmeyin. eliniz doluysa bunu soylerek isi reddedin birakin baskasi yapsin veya is yapilmasin, yeter ki sizin elinizde patlamasin. bir isi baska bir nedenle yapmak istemiyorsaniz (sikici/eglencesiz/zor vs) reddetmek yerine yuksek fiyat cekmek makbul bir yontemdir (mesela genel raicin x2 – x4 araliginda). bu sayede hem yaptiginiz islerin piyasasini yukseltmeye katkida bulunur sevaba girersiniz hem de kabul edilirse yapmak icin motivasyonunuz olur.

– musteri her zaman isine gelen kismini hatirlar, isine gelmeyeni hatirlamaz. kizmayin bir faydasi yok, mumkun mertebe yazili/kayitli calisarak (sozlesme – toplanti notu – email vs) kendinizi korumaya gayret edin.

– fiyat belirlemek her zaman zordur. raic denen meret de pek oynaktir, yok pahasina da, ates pahasina da calisan insanlar her daim vardir. burada pek yardimci olamayacagim, hala deneme yanilma yontemi uyguluyorum. bir rule of thumb olarak projenin degeri ve katki miktarinizi veya tahmin ettiginiz calisma saati x kafadan belirlediginiz saat ucretinizi (farzimahal $20-$50/saat) baslangic noktasi olarak onerebilirim.

– “biz sizinle surekli calismayi dusunuyoruz” veya “bu is gibi baska isler gelecek” standart yalanina _kanmayin_. bu tamamen bir fiyat kirma ve adam somurme teknigidir. boyle cumleler isittiginizde ya kaale almayin veya proje bazinda calistiginizi, isin sonunda karsilikli memnun kalindiginda zaten bunun kendiliginden olacagi gibi laflar sarfedin, fiyat dusurmeyin. size girer, tecrubeyle sabittir.

– her is ilk gorundugunden daha zordur. ayrica musterilerin ar duygusu yoktur, istekleri ve kaprisleri bitmez tukenmez. bu yuzden *asla* ucuza is yapmayin. hem kendi piyasa degerinizi dusurursunuz, hem de ayni piyasadan ekmek yiyen meslektaslarinizin ve kendinizin uzun vadede agzina zcarsiniz. (burada bir de yukaridaki is guvencesi maddesine tekrar bakiniz.)

– hep fiyat ve paradan bahsettim, ama istisnalar mustesnadir: epeydir ilgi duyup ogrenmek istediginiz bir konuyu iceren bir proje varsa, veya isin sonucunun sizce hayirli bir amaca hizmet edecegine inaniyorsaniz cuzi ucretlere calismaktan cekinmeyin (ama mumkun mertebe bedava yapmayin – muhtelif yanlis anlamalara musaittir, ciddiye alinmayabilirsiniz).

– isler her ne hikmetse dalgalar halinde gelir – yani ya ayni anda uc is birden kapiniza dayanir, veya bir hafta (veya kimi zaman, ay) bos oturabilirsiniz. bu yuzden bos zamanlarinizin degerini bilin, ya tatil yapip gevseyin veya oturup ders calisin, kendinizi gelistirin egitin. teknoloji durmuyor meret, ogrenecek sey de bitmiyor. kendinize ozel proje belirleyin, adim adim cizelgesini cikarin, kucuk lokmalara bolun, her firsatta uzerinde calisin. haz verir.

3: boylece yazimizda is zamani disi zamanlara geldik —

– molalar bunye icin gereklidir. ara vermez iseniz veriminiz ciddi sekteye ugrar. bu zamanlarda mesleginiz ile ilgili veya alakasiz sosyal aktivitelere katilin, spor yapin, yatin uyuyun, beyni dinlendirin. resetlemek iyidir, yapmayan kafayi yer*.

– freelance calismak bir tur yalniz kovboyluktur, saga sola kosturmak veya toplantilara gitmek disinda pek insan yuzu gormezsiniz. bu da kahve molanizin yalniz oldugu anlamina gelir, ofis tayfasi ve is arkadaslari olayi, cikista bir bira yuvarlayalim olayi yoktur. emesen geyigini de asla sosyallesmekten sayamiyorum, afedersiniz. eger benim gibi alkol tuketen bir insansaniz barlarda karacigerinizi gerektiginin otesinde hirpalamamaya dikkat etmenizi, onun otesinde arkadas ziyaretlerini ve muhtelif partileri ihmal etmemenizi salik verebilirim.

——–
eminim yazacak daha cok sey vardir su anda aklima gelmeyen, ama biraz da iyi yanindan bakalim:

4: yukarida siraladigimiz dertler baki, ama kisisel cozumunuzu bulduysaniz da pek keyifli olabiliyor serbest calismak:

– kendinden sorumlu ve kendine hesap verir olmak, patron olmamasi hem korkutucu, hem heyecan vericidir. aci cekmez iken yasam enerjisi ve mutluluk verir, bildigim baska seye benzemez. kariyer delisi olmayan insanlarin yaptiklari isten mutluluk ve gurur duyabilmesini saglayan nadir firsatlardan biridir.

– haftasonu/hafta arasi (ve bayramlar vs) kavramlarinin yapayligini kesfetmek de eglencelidir. herkes gibi hafta sonu gezme zorunlulugunu hissetmemek, cumartesi gecesi taksim, pazar gunu bogaz trafigine girmemek guzeldir. yine herkes mecburen 9-6 yaparken haftanin ortasinda bisikletle adalara gidebilmek veya sultanahmet’te nargile fokurdatirken turistlerle geyik cevirebilmek fastercard reklaminda dendigi gibi priceless’tir. merak etmeyin, cuma aksami disari cikmanin tadi kaliyor, ona nasilsa bisey olmuyor.

– normalde ofis calismasinin gunluk kemiksiz verimli calisma sureci yaklasik 1.5-2 saattir (bunu aciklayabilirim ama su anda usendim). halbuki serbest calisirken dogru motivasyonla bunun uzerine cikmak pek kolaydir.

– yoldu, yemek saatiydi gibi dertleriniz olmaz. bu acayip biseydir, hemen alisilir. 9-6 calisan arkadaslariniz giptayla bakar, siz normal karsilarsiniz cunku onlarinki anormal gelir (normal kavramini cogunlugun belirlemesine ragmen bu boyle).

– zafer duygusu: proje zamani onemli bir finale calismaya benzer. kolay olabilir, zor olabilir. ama hakkiyla teslim edilmis isin verdigi haz anormal gaz verir. is biter, yorgunluk ve stresten kuluncunuza giren agri bir anda buharlasiverir, ayaklariniz yere degmez. sosyal hayati pozitif etkiler. o denli yani.

lafi toparlamaya calisayim: serbest mizrakcilik isinde duzen ve huzur arayanlari baska kapilara yonlendirmek insaniyet borcumuzdur. inisli cikisli bir istir. hareket = bereket lafinin anlami ve dogrulugu uzerinde kafa yordurur. dengede tutmak da zordur, ya batip/vazgecip 9-6cilar veya issizler kervanina katilinilir, veya isi buyutup sirketlesilir – omur billah freelance yapip hayat surduren ve aile gecindiren insanlar hem balli hem de idoldurler, buradan saygi ve hurmetlerimi sunuyorum.

evet, neye gore kime gore diyerek lafi baglayayim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir